Eldeki Kuş

kus1.jpg

Anlatıldığına göre, bir köyün yüksekçe bir tepesinde, çocukların pek sevdiği bilge bir ihtiyar yaşarmış. Bilge ihtiyar çocukların her sorusunu ciddiye alır ve mutlaka doğru bir cevap verirmiş. Bir gün iki çocuk, yaşlı bilgeye hç bilemeyeceği bir soru sormak istemişler. Küçük bir kuş yakalayıp tepeye doğru yürümeye başlamışlar. Yaşlı bilgenin yanına gelince, çocuklardan biri kuşu avuçlayıp arkasına gizlemiş ve sormuş:

“Bil bakalım, elimdeki kuş canlı mı, ölü mü?”

Bilge gözünü çocukların gözlerinde gezdirmiş bir süre. Uzunca bir sessizlik olmuş… Öyle ki, çocuklar ilk defa yaşlı bilgeyi zorladıklarını düşünmeye başlayıp mutlulukla tebessüm etmişler. Sonunda derin bir nefes almış yaşlı bilge ve soruyu soran çocuğa dönmüş:

Yazının devamını oku »

Ressam’ın Öğrencisi

ressamnene.jpg

Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş.

Üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş.

Yazının devamını oku »

Kimiz, kim olmaya özeniyoruz?

questionmark.jpg

GÜZEL kumaşlar satan bir kumaşçı dükkanında iki top basma varmış. Basmalardan biri mütevazi; renkleri ve desenlerinden memnun bir şekilde onu alacak, kıymetini bilecek müşterilerini sabırla beklermiş. Arkadaşı ise daha renkli ve desenleri daha güzel olduğu için bir an önce beğenilmek ister ve bunun için de elinden geleni yaparmış. Mütevazi olan ona hep

“Arkadaşım, sakin ol, sabırlı ol; biz birer basmayız; bizim kıymetimizi bilenler bizi almalı; kendini ipekli kumaş gibi ortaya koyup durma; sen ipek değilsin, seni ipek sanıp alanlar ipek olmadığını anlayıp seni geri getirirler, kesildiğinle kalırsın; hem bu halinle bizi dokuyana da hakaret etmiş olursun; seni dokuyan seni basma olarak takdir etmiş; “ben basma değilim” demekle seni dokuyana nankörlük etmiş olursun, yapma böyle, eğer bu desenler sana verildiyse bir maksat içindir, kendini ipek sanman için değil; üzerine bir çamaşır suyu dökülürse bu desenlerden eser kalmaz-desensiz kalıverirsin, o zaman ne yapacaksın” dermiş. Fakat bizim sabırsız basma bütün bunları dinlemez, kendi bildiğini okumaya devam edermiş.

Yazının devamını oku »