16 Ağustos 2007 16:53 (İyilik)

istanbuldaydım.. 6 ay kadar süren maceram birtakım sebepler yüzünden bitmişti.memleketime dönmek için buruk bir şekilde biletimi aldım.. buruk bir şekilde diyorum,çünkü sevdalısı olduğum şehri terkediyordum.. ve de yalnızdım.. biletimi alırken de,otogara giderken de.. kimsem yoktu.. 4 tane de bavulum vardı.. tek başıma kalacağımı hesap etmemişim.üstelk param da kalmamıştı.otobüsün kalkış saatine 15 dk kala bekleme salonuna geçtim.en köşeye.. cam kenarına.. arkadaşımın aldığı poğaçayı çıkardım çantamdan.bir taraftan da çocuklar gibi ağlayarak..
boğazımdan geçmek bilmiyordu o poğaça. yan tarafta mini marketi görünce hemen oraya gittim. gittim ama cebimde sadece 5 kuruş.. çay istedim.. 1lira olduğunu öğrenince alamadım.. selpak almaya yetti param.. yani sadece gözyaşlarımı silebilirdim.. sonra eski yerime geçip akan gözyaşlarımı sildim.. bir taraftan da boğazımdan geçmemekte ısrar eden poğaçayı yutmaya çabalayarak.. sonra bana doğru elinde kocaman bir bardak çayla gelen mini market sahibini gördüm.
Yazının devamını oku »
Yorum Yapın
01 Ağustos 2007 04:38 (İyilik)

Kurban bayramına 15-20 gün kala kenar mahalle ilköğretim okulunda öğretmenlik yapan kuzenim ile görüştüğüm zaman benden oğlumun ayakkabı numarasını sorarak evde eski küçülmüş ayakkabım olup olmadığını sordu. Okulundaki öğrencilerin çok fakir ve muhtaç olduklarını rehber öğretmen olduğu için de sürekli kendisine gelerek yardım istediklerini kendisinin de mevcut şartları ile kimseye yetmediğinden bahsederken özellikle oğlum yaşı civarındaki bir çocuğun bu aralar kendisine çok sık geldiğini söylemişti. O an donup kalmıştım yaşadığımız kentte burnumuzun dibinde de bu tarz fakir insanlar olduğunu doğrusu bilmiyordum, ayrıca tek bir çocuğa götüreceğim eskimiş bir ayakkabı neye yarayacaktı.
Dışa vurmasam da bu konu beni çok üzmüştü. Bir hafta on gün kadar bir süre konuyu kimseyede açmadım. Bir ara oda arkadaşlarıma (işyerinde) canımı sıkan bu olaydan bahsettim. İlk etapta eski küçülmüş bir ayakkabı yerine üçümüzün birleşerek ilgili çocuğa yeni bir ayakkabı alma fikri gelişti , fakat hangi çocuğun veya çocukların gece yatmadan önce yaptıkları duası kabul olduysa ilham meleği kulağıma küçük bir kampanya yapmamı fısıldadı. Arkadaşlarım da hemen bu fikrimi benimsediler. Bu ilhamlar hemen eyleme dönüşmeyince şeytani fısıldamalarla adam sen de olup kayboluverdiği için meleğimizin sesine kulak vererek üç arkadaş çalıştığımız birimdeki herkese bu olaydan bahsederek kampanyamızı başlattık. Bir saat içinde 600 YTL paramız oluvermişti. Bizim dışımızda gelişen şeyler olduğunu hissediyorduk bu işin bu kadar kolay olacağı aklımıza gelmemişti. Kuzenimi arayarak 600 ytl paramız olduğunu ihtiyaçlı çocukların ayakkabı numarasını ve cinsiyetlerini öğrenerek bana bildirmesini istedim.
Yazının devamını oku »
2 Yorumlar
25 Temmuz 2007 19:35 (İyilik)

iyilik mi dediniz? Ben size gerçek iyiliğin ne olduğunu sanırım birazdan anlatacağım. Yaş henüz 4,5. Karpuz kollu, belden oturtmalı dizlerime kadar uzanan, kenarları beyaz kurdelalı mavi elbisemi hala dün gibi hatırlıyorum. Hani bütün tanışlarımın bana o çok yakıştırdıkları mavi elbisemi…
Evimizden kilometrelerce uzakta olan akrabalarımızın bulunduğu eve yaz tatili için gelmiştik, her yıl olduğu gibi. Akşam vakti yaklaşmakta ve mutfakta bir telaş var. Annemler büyük bir tencereye yaprak sarıyorlar. Babalar balkonda oturmuş çay içip sohbet ederken, diğer akraba çocukları da kendi içlerinde oyunlar oynuyorlar. O sıra aklıma gelen bir fikirle, babama koşuyorum. Çikolata almak için para istiyorum ondan. Hiçbir kötülük düşünmeden çıkarıp veriyor bozuklukları elime. “Yarın annenle alırsınız “diye de ekliyor ardına.
Tabii “çocukluk işte ne yaparsın” lafının ardına saklanacağım pek doğal olarak. O kalabalıktan, o kaostan yararlanabilecek en güzel durumdayım ne de olsa. Hemen hırkamı geçiriveriyorum sırtıma ve ayakkabılarımı hızla giyip dış kapıyı açıyorum yavaşça. Ardından yine aynı sessizlikle merdivenlerden inip caddeyi geçiyor ve hedefimdeki bakkala büyük bir cesaretle ulaşıyorum.
Yazının devamını oku »
Yorum Yapın