
17 Ağustosta kaybettiklerimize Allah’tan rahmet, kalanlara da hayırlı ömürler dileği ile..
17 Ağustos 2007 12:36 (İnsan)

17 Ağustosta kaybettiklerimize Allah’tan rahmet, kalanlara da hayırlı ömürler dileği ile..
01 Ağustos 2007 04:46 (Genel, Tefekkür, İnsan)

DEĞERLİ bir okuyucumuz, dua ederken, açgözlü ve hırslı olmaktan korktuğunu dile getirmiş ve öğrendiği bir hikâyenin zihnini karıştırdığını yazmıştı.
Hikâyeye göre, büyük bir zâtın huzuruna iki adam çıkıyor. Çok şey isteyen ve gözü yükseklerde olan biri yüksek koltuğa oturmak istiyor. Mekânın sahibi büyük zât buna çok sinirleniyor. Çünkü O’nun huzuruna çıkmak bile lütufken fazlasını istiyor.
Diğer adam, mütevazı olduğu için kenarda bir köşe bulup oturuyor. O mekâna kabul edilmeyi bile en büyük lütuf olarak değerlendiriyor. Bu tutum o zâtın çok hoşuna gidiyor ve mütevazı adamı en yüksek koltuğa alıyor.
Şöyle soruyor okuyucumuz: Acaba biz duada çok isterken hikâyedeki yüksek koltuğa oturmak isteyen hırslı adamın konumuna düşmeyecek miyiz?
28 Temmuz 2007 03:43 (Bilim, İnsan)

İNGİLİZCE ‘abesiyet’ ya da ‘anlamsızlık’ anlamına gelen ‘absurdity’ kelimesinin Arapça bir kelimeden ödünç alındığını bilir miydiniz? ‘Absurdity’ kelimesinin kökünü oluşturan ‘surd,’ matematiksel olarak imkânsızlığı anlatan Latince ‘surdus’ kelimesinden kaynak alır. Latince’de ‘sağır’ anlamına gelen ‘surdus’ ise Arapça ‘cezrüasâm’ kelimesinin dönüşümünden Latince’ye girmiş. ‘Cezrüasâm’ ise ‘sağır kök’ anlamına geliyor. Bu küçük etimolojik keşif, işitme ve anlam arasındaki derin ve sürpriz ilişkinin ilk habercisidir.
Gerçekten de sese karşı duyar-sızlık, aynı zamanda anlamaya da duyar-sızlık anlamına geliyor. ‘Duymak,’ ‘duyarlı olmak,’ ‘duyumsamak’ gibi fiiller ne kadar sesten öte bir duyarlılığı ifade ediyorsa, ‘sağır olmak,’ ‘kulak vermemek,’ ‘kulak asmamak’ da o ölçüde anlama uzaklığını, kavrama ve algılama boşluğunu anlatır. Sağırlık bir ölçüde şuursuzluktur da.
İşitmemek, hayatın ve şuurun en temel özünden, yani, sesten ve sözden, dolayısıyla da anlamdan ve anlamadan koparır insanı. Tıpkı ‘sağır kök’ gibi, toprakta ama topraktan habersiz, suyun akışına duyarsız, ışıktan ve hayattan kopuk yaşamayı ifade eder sağırlık. Anlaşamamanın ve anlama yoksunluğunun ‘sağırlar diyalogu’ deyimiyle anlatılması da bu yüzden olmalı. ‘Duyumsamak’ ve ‘duyarlı olmak’ gibi duygusal derinlik eylemlerinin ‘duy-mak’ fiilinden kök alması da anlama ve işitme arasındaki akrabalığı doğruluyor olmalı. Çünkü, bir insana ‘kulak vermek’ onu bütün olarak anlama isteğini çağrıştırdığı gibi, ‘kulak asmamak’ onu hiçe saymayı ifade eder.
23 Temmuz 2007 02:10 (Bilim, İnsan)

Yüzümüzün tam ortasında, ağzımızın üzerinde, gözlerimizin altında ve ortasında, ileriye doğru uzanan bir çıkıntı: burun. Gözlerin arasından aşağı doğru yükselen, pürüzsüzce uzanıp giden yanakların ruhânî ovasında, bir dağ gibi uzanır burnumuz. Yüzün o zarif, sıcak, âşina coğrafyasında, öne fırlayan, ileri doğru çıkan burun hiç de fazlalık duygusu hissettirmez bakana. Gözlerin bakışı, dudakların kıvrılmaları, yüzün mimikleri burnun eteklerinde pürüzsüzce gerçekleşirken, burun sessizliğini korur, varlığını hissettirmez. Orada ve ortadadır ama, orada değil gibidir. Hem vardır, hem yoktur. Burun delikleri tam yere doğru bakarken bir görünür bir görünmezler. Görünmeleri de güzeldir, gizlenmeleri de. Burundan alınan derin bir nefes sırasında kendi varlığımızı ve başkalarının varlığını bitimsiz bir ruh derinliğiyle algılar gibiyizdir. Bu tür bir algılama, görmekten ve işitmekten daha derin bir algılama olmalı ki; burnumuzdan nefes aldığımız sırada kaçınılmaz olarak gözlerimizi kapatır ve kulaklarımızı da sese kapatırız.
23 Temmuz 2007 02:04 (Dost, İnsan)

“Nimetin parıltılı-sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.”(Mutaffifin Suresi, 24)
Nur yüzlü ninelerimiz, ak sakallı dedelerimiz. İnançla ve ibadetle geçen uzun bir ömür. İmanın verdiği huzuru ve güzelliği, yüzlerindeki yumuşak ifadelerinden, sıcak ve masum bakışlarından tanırsınız. Bundan dolayıdır ki, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, içlerinde yaşadıkları manevi huzurla, yüzlerinde oluşan ışıltı ve güzellik onları genç ve dinç görünmelerine neden olup, dış yüzlerine yansımaktadır…
“Doğrusu, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra aşağıların aşağısına çevirdik.” (Tin Suresi, 4-5)
Yazının devamını oku »