19 Ağustos 2007 01:13 (Bilim)

İngiliz Bilimadamları ozon tabakasının bitkilerin fotosentez kabiliyeti üzerinde etkisi olduğunu buldular.
İngiliz bilim adamları yaptıkları araştırmaya dayanarak bu yüzyıl sonunda hava kirliliğinin Dünyada tekrar bitki yetişmesine engel olacak boyutlara ulaşacağını bildirdiler. Küresel ısınma sonucunda artan karbondioksit oranlarının bitki popülasyonlarınaa geçici de olsa faydalı bir artış sağlıyor olmasına karşın, özellikle ozon tabakası olmak üzere diğer etkilerin sonucunda bitkilerin yapraklarını ve dolayısıyla fotosentez yeteneklerini kaybedeceğini iddia eden ve araştırmayı yapan grubun başında olan Stephen Sitch, ozon tabakasındaki değişimin bitkilerin fotosentez kabiliyeti üzerindeki etkilerinin hafife alınmaması gerektiğini söyledi.
Tevfik Uyar, bilim.org
Yorum Yapın
16 Ağustos 2007 16:48 (Bilim)

İngiliz Tıp Dergisi’nde yayımlanan bir araştırma raporunda, sigara bırakmanın en etkili yolunun uzun dönemli strateji geliştirip belirli bir gün saptayarak o gün tütün içmemek değil, bir anda karar verip bunu uygulamak olduğu belirtildi. Matematikçilerin “felaket teorisi” adını verdikleri bu yaklaşım, sigaradan duyulan küçük rahatsızlıklar zaman içinde birikerek tiryakinin nihai kararı almasından önemli rol oynuyor.
Bu küçük rahatsızlıklar biriktiğinde sigarayı bırakma yolunda önceden planı bulunmayan tiryakinin sigaradan kurtulmak için motivasyonunu azamiye çıkarıyor ve belirli bir an geldiğinde tiryaki, sigaradan “pat” diye kurtuluyor. İnsan tavır ve davranışlarında bu tür dramatik değişikliklerin olduğunu belirten araştırmacılar doğada da benzer olaylar olduğunu ve örneğin çığ düşmesinin böyle oluştuğunu belirtti.
Milliyet
Yorum Yapın
01 Ağustos 2007 04:25 (Bilim)

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocuğun gelişimini, anne-çocuk ilişkilerini, öğrenmelerini olumsuz etkileyen ve diğer çocuklardan geri kalabilmelerine yol açabilen önemli bir sorun. Buna rağmen tedavi, DEHB sorunu olan çocukların büyük bölümünde yarar sağlıyor. Hastaların yaklaşık yüzde 80’inde 4 – 5 hafta gibi kısa bir süre içinde çok belirgin düzelmeler görülüyor.
Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü ve Scarborough Hastaneleri Psikiyatrik Araştırmalar ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kliniği Direktörü, Kanada Dikkat Eksikliği Eğitim ve Araştırma Örgütü Kurucu Üyesi Prof. Dr. Atilla Turgay, sorularımızı yanıtlamaya devam ediyor.
Yazının devamını oku »
Yorum Yapın
28 Temmuz 2007 03:43 (Bilim, İnsan)

İNGİLİZCE ‘abesiyet’ ya da ‘anlamsızlık’ anlamına gelen ‘absurdity’ kelimesinin Arapça bir kelimeden ödünç alındığını bilir miydiniz? ‘Absurdity’ kelimesinin kökünü oluşturan ‘surd,’ matematiksel olarak imkânsızlığı anlatan Latince ‘surdus’ kelimesinden kaynak alır. Latince’de ‘sağır’ anlamına gelen ‘surdus’ ise Arapça ‘cezrüasâm’ kelimesinin dönüşümünden Latince’ye girmiş. ‘Cezrüasâm’ ise ‘sağır kök’ anlamına geliyor. Bu küçük etimolojik keşif, işitme ve anlam arasındaki derin ve sürpriz ilişkinin ilk habercisidir.
Gerçekten de sese karşı duyar-sızlık, aynı zamanda anlamaya da duyar-sızlık anlamına geliyor. ‘Duymak,’ ‘duyarlı olmak,’ ‘duyumsamak’ gibi fiiller ne kadar sesten öte bir duyarlılığı ifade ediyorsa, ‘sağır olmak,’ ‘kulak vermemek,’ ‘kulak asmamak’ da o ölçüde anlama uzaklığını, kavrama ve algılama boşluğunu anlatır. Sağırlık bir ölçüde şuursuzluktur da.
İşitmemek, hayatın ve şuurun en temel özünden, yani, sesten ve sözden, dolayısıyla da anlamdan ve anlamadan koparır insanı. Tıpkı ‘sağır kök’ gibi, toprakta ama topraktan habersiz, suyun akışına duyarsız, ışıktan ve hayattan kopuk yaşamayı ifade eder sağırlık. Anlaşamamanın ve anlama yoksunluğunun ‘sağırlar diyalogu’ deyimiyle anlatılması da bu yüzden olmalı. ‘Duyumsamak’ ve ‘duyarlı olmak’ gibi duygusal derinlik eylemlerinin ‘duy-mak’ fiilinden kök alması da anlama ve işitme arasındaki akrabalığı doğruluyor olmalı. Çünkü, bir insana ‘kulak vermek’ onu bütün olarak anlama isteğini çağrıştırdığı gibi, ‘kulak asmamak’ onu hiçe saymayı ifade eder.
Yazının devamını oku »
Yorum Yapın
28 Temmuz 2007 02:44 (Bilim)

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bebek ve çocuk sağlığına yönelik sürdürülen programların, ailelerin aktif katılımı ve desteği ile başarılı olacağını belirterek, “Anne sütü, bağışıklama takvimine uygun olarak yapılan aşılar ve düzenli hekim kontrolü, bebek ve çocuklarımızı ölümlere yol açan bir çok hastalıktan korumaktadır” dedi.
Sağlık Bakanı Akdağ, yaptığı yazılı açıklamada, bebeklerin sağlıklı olarak dünyaya gelmeleri ve yaşamlarını yine sağlıklı olarak sürdürmeleri için Sağlık Bakanlığı’nca başlatılan ve sürdürülen programlar hakkında bilgi verdi, anne adaylarına uyarılarda bulundu.
Türkiye’de bebek ve çocuk ölümlerinin önemli bir bölümünün, korunabilir hastalıklar sonucu gerçekleştiğini ifade eden Akdağ, anne sütü, bağışıklama takvimine uygun olarak yapılan aşılar ve düzenli hekim kontrolünün, bebek ve çocukları ölümlere yol açan bir çok hastalıktan koruduğunu kaydetti.
Yazının devamını oku »
Yorum Yapın