Evim Güzel Evim

senai_demirci.jpg

Evlere neşe katmak ve evi güzelleştirmek için düzen ledikleri “Evim Güzel Evim” seminerleri Senai&Semine Demirci çiftinin ev hayatlarını ve ilişkilerini de olumlu yönde etkilemiş.

Doktor Senai Demirci ile eşi Semine Demirci, Altunizade Kültür Merkezi’nde “Evim güzel evim” başlığı altında bir seminer programı düzenlediler. Amaçları evi güzelleştirmek ve evde daha bilinçli bir hayat oluşturmaktı. Semine Demirci, programdan aile olarak çok faydalandıklarını, kendi evlerinin de bu sayede güzel bir eve dönüşmeye başladığını söylüyor.

Seminerler başladığından beri Senai Bey ve Semine Hanım’ın hayatlarında küçük; ama önemli değişiklikler olmuş. Birbirleriyle, oğulları Furkan ve Mustafa Ahmet ile ilişkilerini daha da geliştirmiş, tüketim alışkanlıklarını değiştirmişler. Mesela, pahalı oyuncaklar almak yerine çocukların manipüle edebileceği ucuz oyuncaklar almayı öğrenmişler. Seminerde aldıkları her şeyin kendilerine de zaman içinde yeni çerçeveler açtığını söyleyen Semine Hanım, hem başkalarının hem de kendi hayatlarına güzellikler katsın diye başladıkları bu işlevi güzelleştirmek adına fiili bir dua ettiklerini düşünüyor:

“Aslında hepsi okuduğum, bildiğim; ama uygulamakta biraz tembellik ettiğim konular. Biliyorum; ama motivasyona, insanlarla birlikte yapmaya ihtiyacım var diyordum ve elhamdülillah o itici kuvveti fark ettim. Mustafa Ahmet’e çok pahalı oyuncaklar yerine iki kutu mandal aldım. Onlardan çok güzel oyuncaklar yaptı ve bunlarla diğer oyuncaklardan daha çok tatmin oldu. Mustafa Ahmet, kışlık kıyafetlerini yazın, yazlıkları kışın giymek istiyordu. ‘Kışlıkların içine yazlıkları giy, kimsenin görmesine gerek yok; ama sen bil giydiğini’ dedik.”

“Önce yazılarını sevdim”

Seminerlerin asıl maksadı erkekleri eve çekmek; ama Senai Bey’in iş yoğunluğuna karşı Semine Hanım’ın yapabilecek pek fazla bir şeyi yok. Ancak, yine de evde yaptığı farklı programlar var. Beraber kitap okumaya vakit ayırıyor, güzel yemek yapıp, çay demleyip eşini misafir davet eder gibi eve çağırıyor. Semine Hanım’ın şikayet ettiği asıl mesele, Senai Bey’in eve geldikten sonra da vaktinin çoğunu çeşitli dergilere hazırladığı yazılara ve www.dualar.com sitesini güncellemeye ayırması.

Senai Demirci, yazı hayatına daha tıp fakültesinde öğrenciyken Köprü dergisindeki denemeleriyle başlamış ve bu yazılar sayesinde Semine Hanım’ın beğenisini kazanmış. Validebağ Sağlık Meslek Lisesi’nde öğrenci olan Semine Hanım, yazılarını beğendiği Senai Demirci ile aynı hastanede staj yaptıklarını öğrenince araştırmaya başlamış. Birbiriyle konuşup eğlenerek vakit geçiren stajyer doktorlar arasından birinin tabiata bakarak derin düşüncelere daldığını görünce ‘bu yazıları ancak şu çocuk yazabilir’ diye düşünen Semine Hanım, Senai Bey’in hayatına girişini şöyle anlatıyor: “Bir hastanın hitap etmesinden Senai Demirci’nin tahmin ettiğim kişi olduğunu anladım. Bize çok ‘abilik’ yaptı o dönemde. Yazılarından çok faydalanıyorduk. Onun anlatımıyla risaleleri daha çok sevdim ve içselleştirdim.”

“Beni evlendiren Semine”

İki sene boyunca Semine Hanım ve arkadaşlarıyla Kur’an–ı Kerim ve Risale–i Nurlar çerçevesinde zengin sohbetler yapan Senai Bey, kızlarla görüştüğü için kendisini uyaranlara ‘onlar daha çocuk’ diye cevap verir. Semine Hanım’dan yedi yaş büyüktür ve evlenmeye karar vermeden on beş gün öncesine kadar abi–kardeş gibidirler. Hislerinin değiştiğini ilk fark eden Semine Hanım, bundan sonrasının riyakârlık olacağını düşünerek Senai Bey’e artık kendisiyle görüşmeyeceğini söyler. Duygularının çoktan değiştiğini fark eden Senai Bey, karar sürecini şöyle anlatıyor: “İki yıldır tanıyordum Semine Hanım’ı. Duygularımın değiştiğini fark ettim ve itiraf ettim kendime. Ketum bir adamım ben. Beni de evlendiren Semine Hanım olmuştur. Yoksa birine güvenip de böyle bir şeyi ortaya dökemezdim.”

17 Eylül 1990’da ailelerine de haber vermeden nikahlarını yaptırdıktan sonra memleketlerine giderek evlendiklerini açıklamışlar; ancak Semine Hanım’ın babası razı olmamış. Babasıyla dünya görüşlerinin farklı olduğunu, başını örtmesine ve namaz kılmasına da çok kızdığını anlatan Semine Hanım “Babam çocukları hakkında kendisi karar vermek istediği için evladının kendi kararını vermesinden rahatsız oldu. En önemlisi de aramızda mezhep farklılığının olmasıydı. Annemle görüşmemize de müsaade etmiyor. Annemi bir kere gördüm. Zor bir imtihan. Çok özlüyorum onları; ama babamı rencide etmek de istemiyorum. O görmek isteyene kadar sabırla dua ediyoruz.” diyor.

“Kahvaltımı mutlaka evde yaparım”

Liseden sonra Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nü kazanan Semine Hanım, oğlu Furkan doğunca 2. sınıfta okulunu bırakmış. Kararından dolayı hiç pişmanlık duymamış; ama çocukları biraz daha büyüyünce, başörtüsü yasakları da kalkarsa okuluna dönmeyi düşünüyor. Şu anda en az Senai Bey kadar meşgul. Seminerlerin haricinde belli günlerde Kur’an ile ilgili çalışmalar yapıyor. Haftanın bir gününü evine, hafta sonlarını da misafir ağırlamaya ve ziyaretlere ayırıyor. Bir de arkadaşlarıyla kitap okuma kulübü kurmak için çalışıyor.

Senai Bey, ev işlerinde pek yardım etmiyor eşine; ama onunla ortak bir mekanı paylaşmayı terapi gibi gördüğü için yemek yapmayı ve bulaşık yıkamayı çok istiyor. Yemek yapmayı zaten seviyor; ama kitaba bakarak yaptığı tariflerden, mesela bazen hint pilavı yerine pirinçli kuş üzümü çıkabiliyor ortaya. Kendisi ise, buselik makamında patlıcanı çok iyi yaptığını iddia ediyor.

Kendi hazırlamak zorunda kalsa bile kahvaltı etmeden evden çıkmadığını belirten Senai Bey “Kahvaltıda tüm ailece birlikte oluyor, çocuklarımızla iletişim kuruyoruz. Erkeğin evinden sabahleyin kaçak gibi çıkıp işyerinde poğaça yemesi benim kendimce kabul edemediğim bir şey. O erkek zavallı bir erkek, o erkeği öyle gönderen de zalim bir kadın bence.” diyor.

Semine Demirci: Erkek fıtratı ile kadın fıtratı çok farklı

Çatışmalarımızın çoğu fıtrat farklılığından çıkıyor. Mesela ben istiyorum ki, Senai ben söylemeden istediklerimi anlasın ve koşsun yapsın; ama bu mümkün değil.

Çünkü erkekler gerçekten düz düşünüyor. Erkeklerle kadınların düşünme, konuşma, algılama tarzları çok farklı. Ben bir şeyi düşünürken karşı tarafa nasıl yansıyacağını da hesaplıyorum; ama Senai öyle düşünmüyor.

Senai Demirci: Annesiz büyümenin etkileri var

Ben kadın özürlü bir adamım, annesiz büyüdüm. Hayatımın en kritik dönemlerimde etrafımda kadın olmadı. 10 yılda zor telafi edilir bu eksiklik.

Ondan önceki 25 yıl ve özellikle ergenlik çağı ciddi bir çizik bırakmıştır fıtratımda. Kavruk büyümüşüm. Semine bunun yaralarını taşıdığımı fark ediyor ve zaman zaman o yaralardan neşet eden sıkıntılardan dolayı kavga ettiğimizi düşünüyor.

Semine Demirci: Bencillik yapınca kavga ettik

Bir pazar günü çok yoğun misafir trafiği yaşadık. Onlar gittikten sonra ortalığı toparlamak istiyordum. Senai gitti yattı. İnanılmaz derecede kızdım.

‘Misafirler ikimizin, birlikte ağırladık. Senden daha fazla ben yoruldum ikramlar sırasında. Sen sadece sohbette yoruldun ve bana yardım etmeni istiyorum.’ dedim. ‘Hayır bugün bencillik yapmak istiyorum.’ deyince kavga ettik. Çok yalvarmasından hoşlanmadığım için barıştık.

Şemsinur Bektaş Özdemir / İstanbul / 13.04.2002
zaman.com.tr

 

Yorum Yapın